Saçakaltı

İnceldiği yerden dökülen sözcüklerin sığınacak bir saçak altları var şimdi…

TELEFONUN DİĞER UCU

Aralık18

Alo…..

Alo….

N’olur kapatma, dinle beni biraz…. Sesin gidip geliyor içimde… Yankılanıyorsun; tüm koyaklarımdan kıyılarıma kadar her yerde…

İşte yakaladım ruhunu saçlarından. Sakın kıpırdama böyle kal ve dinle beni biraz….

Yalnız sen anlıyorsun söylenemeyenleri….

Bu yalnızlık ezip geçti beni, yapıştım hayatın en ucunda bir yerlere… Sesim pek çıkmıyor biliyorum… Zira kendime bile yettiremiyorum…

MUCİZENİN KENDİSİ OL

Aralık17

Saatler nereye kadar kilitleyebilir bir yaşamı?

Sen nerede durman gerektiğini gözlerin kapalı bilebilir misin?

Neden yalansız yaşamak için bu uğraşı?

İncinmeden ve incitmeden,

Ölesiye yalnız

Ölesiye kimsesiz

Ve sorularcasına kimliksiz

Ardına bakmadan yürüyebilmek

Korkmuyorsam kızma bana

Kaybedecek hiçbir şeyim yok

Bunda mütevazılık yapmaya lüzum görmüyorum

Belki diğerlerinden farklı olarak

YAŞAMAK

Aralık17

Kendime uzak olmak

Ve de sana olabildiğince yakın

İçimdeki ıssızlıklardan umarsızca yürüyüp

Pencerenin önünde durmak

Işığı beklemek, umudu beklemek

Ölümü özlemek gibi özlemek

Hiç tanımadığın birinin

Hecelerini, sözcüklerini, cümlelerini

Yakın dur yüreğime

Artık beklemeye mecalim yok

YAŞAMAK MI BU?

Ellerim esir, gözlerim esir, sözlerim esir

Acının o sırtlan gülümseyişine

MAVİ ÇOCUK

Aralık17

Gözlerindeki o çocuksu gülümsemeyi ilk gördüğüm günü hatırlıyorum. Sanki bizden biri değildin. Ellerinde umutlu rüzgarların sıcak esintileri vardı. Dokunduğun yerler de gülümsemeye başlıyordu gözlerin gibi.

Hep bana dokunmanı bekledim. Kanayan ve çürüyen uzuvlarımı kurtarabilirdin belki. Karanlıkta inleyen yüreğime bir pencere olurdun beni götürebilirdin ışıklı, aydınlık bir mutluluğa… Oysa ben geceleri dehlizler içinde kaybolup, sabahları kanlar içinde uyanıyordum. Bir tek sen vardın ve hep bana dokumanı bekledim, yüreğime dokunmanı…