Saçakaltı

İnceldiği yerden dökülen sözcüklerin sığınacak bir saçak altları var şimdi…

Yazılarım

YOLCULUĞU BETİMLEYEN YABANCI

Aralık18

Kucağında duran o devasa soru işaretini, annenin dizlerinin dibine bırakıp çıkmak istiyorsun aidiyetinin kapısından. Sonra ruhunu özgür kılabileceğin o mavi düş bahçesine yerleşmek yavaşça… gelişler, gidişler, özlemler, bekleyişler.. ve her bir duygunun asıl suretinde yaşandığı bir düş bahçesi betimleyerek yürüyeceksin. İçindekiler dışarı… Dışındakiler içeri… Bu değiş tokuşta ” sana dair ” olanları titizlikle bulup işlenmemiş bir geleceğin ilk basamakları yapacaksın… Biliyorum.

SANA KARIŞIRSAM

Aralık18

Ne yazacağımı bilemeyerek başlıyorum yarım kalacak söze… kilit altında tuta tuta, artık çirkinleşmiş, yara bere içinde kalmış bir ruhla sesleniyorum sana hiç olmadığın yerden … Yalnızlık kemiğime dayanıyor, canımı acıtıyor…

TELEFONUN DİĞER UCU

Aralık18

Alo…..

Alo….

N’olur kapatma, dinle beni biraz…. Sesin gidip geliyor içimde… Yankılanıyorsun; tüm koyaklarımdan kıyılarıma kadar her yerde…

İşte yakaladım ruhunu saçlarından. Sakın kıpırdama böyle kal ve dinle beni biraz….

Yalnız sen anlıyorsun söylenemeyenleri….

Bu yalnızlık ezip geçti beni, yapıştım hayatın en ucunda bir yerlere… Sesim pek çıkmıyor biliyorum… Zira kendime bile yettiremiyorum…

MAVİ ÇOCUK

Aralık17

Gözlerindeki o çocuksu gülümsemeyi ilk gördüğüm günü hatırlıyorum. Sanki bizden biri değildin. Ellerinde umutlu rüzgarların sıcak esintileri vardı. Dokunduğun yerler de gülümsemeye başlıyordu gözlerin gibi.

Hep bana dokunmanı bekledim. Kanayan ve çürüyen uzuvlarımı kurtarabilirdin belki. Karanlıkta inleyen yüreğime bir pencere olurdun beni götürebilirdin ışıklı, aydınlık bir mutluluğa… Oysa ben geceleri dehlizler içinde kaybolup, sabahları kanlar içinde uyanıyordum. Bir tek sen vardın ve hep bana dokumanı bekledim, yüreğime dokunmanı…