Saçakaltı

İnceldiği yerden dökülen sözcüklerin sığınacak bir saçak altları var şimdi…

Yazılarım

TAMAMLANMAMIŞ SEVİ

Aralık19

Ruhum, bedenimin küpeştesine yaslanmış dışarıda boylu boyunca uzanan yaşamı seyretmekte. Güzel, çirkin pek çok yaşanmışlık mevcut; maviye çalan, göz kamaştıran… Der demez suskuya sığınacak nemli gözlerim var şimdi… Susarak anlatmaya çalışacağım mucizemi…

GELİŞİN

Aralık19

İçimi dipsizleştiren tüm duyguları başucumdaki komodin çekmecesine tıktım. Gülümsüyorum. Varlığın bana bir şeyler öğretmeye çalışıyor gibi. Hayır , hayır… Kapatmadım duyumsayışlarımı. Sevmek istiyorum seni. Özlenen bir ” sevmek” tadında hem de. Gülümseyişini, gözlerini, dokunuşunu, duruşunu, tamlayışını ve yüreğime yaslanışını…

Sözcüklerin, hayalet gemiler gibi… Şimdi tüm limanlarımdasın. Demirlemeyi unutmazsın umarım. Taşıdığın bu mutluluk kokusu, gizli bahçemin arka sokaklarını doldurdu bile. Çiçekler açıyor; tüm saklı düş çiçekleri şimdi yavaşça demleniyorlar bahara doğru. Şarkı söyleyen küçük çocuklar dolaşıyor şimdi ıssızlığımda. Dedim ya gülümsüyorum…

YARINIM OLUR MUSUN?

Aralık19

Önünden geçmeden yalnızlığın, kimsesizliğin o kızıl saçlarına değmeden anlayamıyor insan değişmeye başlamanın zamanının geldiğini… Bencilliğin öylesine sarıp sarmalıyor ki seni, adına aşk dediğin tüm yaşam kesitlerinde sadece kendinle kesişebiliyorsun. Ne bir gün ışığı coşkusu, ne başka bir yüreğin seninkine karışmış kokusu, ne de göz gözeyken çekiştirilen ruhlar yeterince derinden işleyemiyor içine. O yüzden hep bir yarım bırakılmışlık hissi gölgen olup seriliyor ayaklarının altına (her fırsatta)

ARTIK SESSİZ KALMA HAKKIMI KULLANMIYORUM

Aralık19

Sessiz kalma hakkımı kullanıyorum ne zamandır… Hayat; sana hiçbir borcum yok….Benden geriye bıraktıkların yeniden bir yaşam kurmak ve mutlu olabilmek için öylesine az ki…. Neresinden tutarsam tutayım kırılıp dökülen, parçalanan ve parçalandıkça beni de kanatan bir hayat…. ‘Ne zaman bitecek?’ diye sormadan bir an bile geçirmiyorum inan…