Saçakaltı

İnceldiği yerden dökülen sözcüklerin sığınacak bir saçak altları var şimdi…

YAŞAMAK

Aralık17

Kendime uzak olmak

Ve de sana olabildiğince yakın

İçimdeki ıssızlıklardan umarsızca yürüyüp

Pencerenin önünde durmak

Işığı beklemek, umudu beklemek

Ölümü özlemek gibi özlemek

Hiç tanımadığın birinin

Hecelerini, sözcüklerini, cümlelerini

Yakın dur yüreğime

Artık beklemeye mecalim yok

YAŞAMAK MI BU?

Ellerim esir, gözlerim esir, sözlerim esir

Acının o sırtlan gülümseyişine

MAVİ ÇOCUK

Aralık17

Gözlerindeki o çocuksu gülümsemeyi ilk gördüğüm günü hatırlıyorum. Sanki bizden biri değildin. Ellerinde umutlu rüzgarların sıcak esintileri vardı. Dokunduğun yerler de gülümsemeye başlıyordu gözlerin gibi.

Hep bana dokunmanı bekledim. Kanayan ve çürüyen uzuvlarımı kurtarabilirdin belki. Karanlıkta inleyen yüreğime bir pencere olurdun beni götürebilirdin ışıklı, aydınlık bir mutluluğa… Oysa ben geceleri dehlizler içinde kaybolup, sabahları kanlar içinde uyanıyordum. Bir tek sen vardın ve hep bana dokumanı bekledim, yüreğime dokunmanı…

KARMAŞA

Aralık17

Başkalaşan bir ruh kabuk değiştiriyor

Hep aynı sabaha varan saatlerde

Mavi bir şarap sarhoş eden beni

Sonsuzluğa varışta ellerimi yakan

Kusursuz bir yalnızlığı pekiştiren

Mavi bir şarap kadehimde duran

Siyaha duran sarmaşıklar

Ebedi gibi görünen bu toprak altı susuşlarda

Sadece sarhoşluk hissi

Parmak uçlarımı yıldızlara değdiriyor

Başkalaşan bir ruh kabuk değiştiriyor

YALNIZLIĞIM

Aralık17

Yalnızlığım benden kaçıyor….

Yalnızlığım benden karanlığıma, kimsesizliğime kaçıyor…Ardında nemli bir anı defteri bırakarak içimin en kuytu köşelerinde benden, acılarımdan , nefretlerimden, korkularımdan ve şu tutkuyla bağlandığım, ben diye üzerime giyindiğim günden beri hiç çıkarmadığım yaralarımdan saklanmakta buluyor çareyi…